| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

CHP İstanbul'u geri istiyor

Tarih 03 Ekim 2008, 07:21. Yazan ays1938.  
Etiket: haber seçim kazanmak istemek hedef istanbul kime nasip olur gündem, yaşam

Yerel seçimlere iddialı hazırlanan CHP yönetimi, gözünü İstanbul’a dikti

1994 yerel seçimlerinden bu yana “milli görüş” çizgisinin yönetiminde olan İstanbul’u geri almak için tüm gücüyle çalışan İstanbul örgütüne genel merkez de tam destek veriyor. CHP’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için ise isimler de şimdiden konuşulmaya başlandı. Adaylıklar için İstanbul Milletvekili İlhan Kesici ve CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun isimleri üzerinde durulurken, parti örgütlerinin de bu isimlere sıcak baktığı ifade ediliyor. CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sevigen de, İstanbul’u mutlaka kazanacaklarını söylerken, bu konuda parti olarak en ufak bir tereddütlerinin bulunmadığını bildirdi.

CHP’de, Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil başkanlığında oluşturulan yerel seçim komisyonu çalışmalarını hızlandırdı. Yerel seçimlerde izlenecek strateji, aday belirleme ve propaganda konusunda sık sık toplantılar düzenleyen komisyon çalışmalarını önümüzdeki günlerde sıklaştıracak.

HEDEF İSTANBUL

CHP Yönetimi, Genel Başkan Baykal’ın da büyük önem verdiği İstanbul için harekete geçti. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in, göreve geldiği günden bu yana adından sıkça söz ettirmesi, parti örgütlerinde hareketliliğe neden oldu. Yine CHP’nin son genel seçimlerde oy oranını yükselttiği İstanbul’da yerel seçimlerde iddialı bir konuma geldi. Yerel seçim çalışmalarıyla ilgili ANKA’nın sorularını yanıtlayan CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, İstanbul konusunda kendisinden emin konuştu. Sevigen, “Biz İstanbul’u kesinlikle alacağız. Bu konuda en ufak bir tereddütüm yok” dedi.

İstanbul’un 16 yıldır aynı zihniyet tarafından yönetildiğini ifade eden Sevigen, “Bu yönetim, sadece İstanbul’u süsledi. Alt yapı başta olmak üzere çok ciddi konularda yapılan herhangi bir çalışma yok. İstanbullu vatandaşlarımız artık bunları görmeye başladı. Üzülerek söylüyorum Başbakan Erdoğan dahil İstanbul’u yönetenler tek bir çivi çakmadılar” diye konuştu.

UYGUNSUZ İŞLER AYYUKA ÇIKTI

CHP’li Sevigen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde son dönemde yapılan uygunsuz işlerin iyice ayyuka çıktığını söylerken, imar komisyonunun toplanma sayısına da dikkat çekti. İmar komisyonunun 4 bin kere toplandığını söyleyen Sevigen, “Çevre komisyonu, trafik komisyonu toplanmıyor. Ama imar komisyonu 4 bin kez toplanıyor. Büyük rant elde ediyorlar. İstanbul’da bu yönetim anlayışı nedeniyle bir gecede zengin olan insanlar türedi. İstanbul çok ihmal edilen bir kent oldu. Çok başarısız bir belediye başkanı var” dedi.

ADAYLAR NETLEŞİYOR

Yerel seçimlerde İstanbul ilçelerinde gösterilecek adayların hemen hemen belli olduğunu ifade eden CHP’li Sevigen, aday seçimi konusunda çok titiz davrandıklarını söyledi. Özellikle büyükşehir adaylığı için öne çıkan İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu gibi isimlerin önemli olduğunu ifade eden Sevigen, İstanbul, Ankara ve İzmir’de son kararı Genel Başkan Deniz Baykal’ın vereceğine dikkat çekti.

Şişli Belediyesi için de emin konuşan Sevigen, şunları söyledi:

“Şişli’de bir problem yok. Şişli’de biz adayımızı çıkarıp seçimi alacağız. Kimse kendisini partilerden üstün görmesin. En büyük partidir. Şişli, Beşiktaş, Sarıyer, Bakırköy, Kadıköy gibi önemli semtlerde seçimi alacağız. Yerel seçimlerden sonra İstanbul’da gerçek bir sosyal demokrat belediye yönetimi hakim olacak.”
Öte yandan Şişli için önceki dönem CHP İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek ve Anavatan’dan CHP’ye katılma kararı veren sanatçı Ediz Hun’un isimleri öne çıksa da, burada sürpriz bir isim olabileceği konuşuluyor.

DEMİREL BURSA’YI İSTİYOR

CHP’nin kalesi olan İzmir’de mevcut başkan Aziz Kocaoğlu’nun adaylığını yeniden garantilediği konuşuluyor. Kocaoğlu bayram öncesi parti genel merkezine gelerek CHP Lideri Baykal ve parti yöneticileri ile görüşmeler yapmıştı. Kocaoğlu’nun bu ziyaretinde adaylığını garantilediği ifade edildi.

Öte yandan, CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in de Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için nabız yokladığı ifade edildi. Demirel’in, Bursa’daki sivil toplum örgütleriyle olan yakın ilişkileri ve Bursalılar tarafından sevilen bir isim olması kendisini öne çıkarıyor. Demirel’in de adaylığa sıcak baktığı ve “Partim görev verirse görevden kaçmam” dediği ifade ediliyor. Kendisini Ankara için hazırlayan ancak yönetimin Gaziantep için düşündüğü Devlet eski Bakanlarından Mustafa Yılmaz da çalışmalarını sürdürüyor. Yılmaz, Gaziantep Büyükşehir Belediye adaylığı için çalışmalarını sürdürüyor. Yılmaz’ın Gaziantep’ten adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

SİRMEN TAMAM

CHP’nin 32’nci Olağan Kurultayı öncesinde Kocaeli İl Başkanlığı’na seçilen Sefa Sirmen de tüm çalışmalarını yerel seçimlere odakladı. Parti yönetimi ve örgütlerinin tam desteğini alan Sirmen, Kocaeli’de seçimlere iddialı hazırlanıyor. Yapılan anketler Sirmen’in aday olması durumunda CHP’nin bir dönem aradan sonra Kocaeli’ni yeniden kazanacağını gösteriyor. Mersin’in başarılı belediye başkanı Macit Özcan’ın da yeniden aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Özcan’ın, son birkaç aydır sık sık genel merkez ziyareti yapması ve parti yöneticileri ile görüşme adaylığının kesinleştiğine işaret olarak yorumlanıyor.

ANKARA BELİRSİZ

CHP’nin son üç dönemdir seçim kazanamadığı Ankara’da ise henüz aday netleşmedi. Kamuoyuna yansıyan pek çok ismin Ankara adaylığı gündeme gelse de parti yönetimi bu konuda titiz davranıyor. 2004 yerel seçimlerinde aday gösterilen Yılmaz Ateş’in tekrar aday olmayacağı ifade edilirken, SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın’ın da CHP gündeminde olmadığına vurgu yapılıyor. Bu anlamda, Karayalçın’ın isminin sık sık CHP ile anılması da parti yönetiminde rahatsızlık yarattı. Parti kurmayları, iddia edildiği gibi Karayalçın’a CHP olarak herhangi bir teklif götürülmediğinde ısrar ediyor.

Baykal’ın memleketi Antalya’da CHP’nin geri almak istediği iller arasında. CHP, önceki yerel seçimlerde kaybettiği kalelerini 2009 Mart’ında yapılacak seçimlerde yeniden almanın hesaplarını yaparken, Trabzon, Mersin, Artvin ve Edirne’yi ise korumanın hesaplarını yapıyor. Bu nedenle Trabzon’un sevilen ismi CHP’li Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu’nun yeniden aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Öte yandan Ordu ve Eskişehir’in başarılı DSP’li belediye başkanlarına teklif götüren ancak red cevabı alan CHP yönetiminin bu illerde nasıl bir strateji izleyeceği ise henüz netlik kazanmadı.,,kaynak,vatan

0 yorum.

Başbakan’la düelloda göbeğin güneşi gördü, tuş oldun

Tarih 03 Ekim 2008, 07:18. Yazan ays1938.  
Etiket: haber tartışma çağrısı yapmasına yanıt bu kez akp grup başkanvekili bekir bozdağ’dan geldi. bozdağ dün yaptığı açıklamada

ANKARA - CHP lideri Baykal’ın Başbakan Erdoğan’a bir kez daha canlı yayınla tartışma çağrısı yapmasına yanıt bu kez AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’dan geldi. Bozdağ dün yaptığı açıklamada “Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Baykal şimdi de Başbakan’a düello daveti yapıyor. 3 Kasım’da da düelloya çıkmıştın, tuş oldun. Göbeğin güneşi gördü. Yetmedi, 28 Mart 2004’te göbeğin güneşi gördü ve tuş oldun. 22 Temmuz ise daha dün gibi taze... Hala sırtındaki terler, göbeğindeki güneşin sıcaklığı tazedir. Önümüzde yeni bir yarış, yeni bir seçim var. Anlaşılan Baykal, bir kez daha tuş olmak, bir kez daha göbeğinin güneşi görmesi konusunda kararlıdır” dedi. Çankaya Belediyesi’ndeki rüşvet iddialarına da değinen Bozdağ şöyle devam etti: “Çankaya Belediye Başkanı, CHP belediye meclis üyeleri için rüşvet topladığını itiraf eden bir belediye başkanıdır. Ama bunu Baykal görmüyor. Bu partinin genel başkanı çıkmış dürüstlükten bahsediyor. Buna ’Hadi canım sen de’ demek lazım. Önce elini, dilini pisliklerden temizle sonra konuş.”kaynak,vatan

0 yorum.

Fener davası AKP’ye zarar verebilir'

Tarih 03 Ekim 2008, 07:11. Yazan ays1938.  
Etiket: haber ingiliz financial, times deniz feneri türk savcı kapatma gündem yaşam


Denİz Feneri davasına ilişkin iddialar, AKP için olası etkileri, yabancı basında da tartışılıyor. İngiliz Financial Times gazetesi, yolsuzluk iddialarına ilişkin tartışmaların, Türk hükümeti ile laik karşıtları arasındaki siyasi savaşlarda yeni bir cephe oluşturduğunu belirterek, “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin temiz siyaset itibarına zarar verebilir” diye yazdı. Delphine Strauss imzalı haberde davanın, AKP’nin dindar seçmenleri için özellikle itici olduğu belirtilerek şöyle dendi: “AKP için en kötü senaryo, Deniz Feneri olayını soruşturan bir Türk savcısının, partinin yardım derneğinin Almanya şubesinden kaynak sağladığına ilişkin kanıt bulmasıdır. Bu, AKP hakkında yeni bir kapatma davasının açılmasını tetikleyebilir.”,,kaynak,vatan

1 yorum.

an,gelir

Tarih 03 Ekim 2008, 07:01. Yazan ays1938.  
Etiket: an gelir, atilla ilhan, atilla ilhan an gelir, atilla ilhan şiirleri, attila ilhan, attila ilhan şiirleri, şiir, şiirler

AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür

AH

yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
bulutlu siyah ah bulutları eflatun
o boy aynasından çıktı fransızın malı
vişne asidi vardı tadında rujunun
ah sinema yıldızı filan olmalı
ağızlığı kristal son derece uzun

bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
saçlarından incecik su tozu dökülüyor
sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
karartma başlamış ışıklar örtülüyor

ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
çok vapurun battığı bir liman orospusu
bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
ay ışığında deniz akordeon solosu
pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam

görkemli çadırında italyan lunaparkın
sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
sutyenler tutmuyor çılgın göğüslerini
kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
kim görse şaşırır sakalının süslerini

tavana asılmış sosyalist saçlarından
ah sabah sabah omuzları kan içinde
işkence sonrası genç bir kadın militan
yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
adı bile çıkmamış dudaklarından
doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde ...

AĞUSTOS ÇIKMAZI

Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

AĞIR KAN KAYBI

Biz yalnızlıktan doğduk o dağdağalı sudan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Buzlu mehtap alçakca kesmişti yolumuzu
Bütün kapılardan açıkca kovulmuştuk
Silahımız avcumuza yapışmıştı soğuktan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Ne kadar korkmuştuk elimizden tutmadılar
Doğrudur kendi içimizde daraldığımız
Kim neyi savundu bilinmez nereye kadar
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Başka bir yalnızlıkta boğulduk / havasızlıktan
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Ne solculuğumuz solculuktu ne sağcılığımız
Karanlık bir kapı ölüp üstümüze kapandılar
Kimse bizi sevmedi / ağır kan kaybıyız

ADIMLA NASIL BERABERSEM

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

ADIM SONBAHAR

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

34 FN 346

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

dağılmış su dumanı şimşekli bir karanlığa
yağmurun altında çınar
çınarın altında o karaltı
bırakılmış bir araba
34 FN 346
sağ arka lastiği yırtılmış
camlarında kurşun delikleri
içinde barut kokusu var
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

şimşekler yaladıkça nikelajını
tırnak uçlarında çıtır çıtır
yoğun bir elektrik sokağa
bu araba mutlaka çalınmıştır
şüpheli ne zaman bulabilecekleri
dışarda unutmuş bir ayağını
bir genç direksiyona yıkılmıştır
kanı sımsıcak damlıyor
dirseklerinden koltuğa
roman çoktan bitmiş
yol bitmiş bitmiş kavga
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

Küçük İskender



28 Mayıs 1964’te İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde beş yıl okuduktan sonra ayrıldı. Bir süre de İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğrenim gördü. 1985 yılından itibaren çeşitli edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanmaya başladı. İlk ve uzun şiirleri Adam Sanat Dergisi'nin hemen her sayısında yer aldı. Temalarında alışılagelmişin kimi kez tam karşısında yer alan, polemikçi, başkaldırıcı şiiriyle sadece 1980'li yılların değil tüm Türk şiirinin en gözüpek şairi. Fazlaca karışık ve yer yer fazlaca uzun ve çoğaltımcı şiiri özgün çarpıcı başarı düzeylerine de ulaşabiliyor. Geleneksel yöntemler kullanarak yazdığı divan tarzı şiirleri, gazelleriyle de dikkat çekiyor.

NE ÇOK | etiket: , , ,

Seni ne çok kedi tırmalamış anne
camlara baktım ordamısın hala
dün akşam haydutlar bıçaklamış bir karanfil
kaçamamış vurmuşlar ölememiş solmuş
seni ne çok iğfal etmişler anne
her yerin delik deşik
ağlayışın bile yamuk yumuk
bakışların kısık
ve bilhassa değişik
ne çok isyanlanmışım ne çok gitmemişim meğer
bağırdıkça etlenmiş sesim
etlenikçe sesim, kanamış elmas liğme liğme
seni ne çok öldürmüşler anne
beni ne çok dövmüşler
artık evlenelim anne hayata karşı
ve gel, beraber kaybedelim mor savaşı

benimle birlikte intahar et anne

AY

Yürek kemiğiyle lades tutuşuyor iki çocuk!
misafir oyuncu bir terkediş biçimi
ile ellerim vücudunun prömiyeri!

Aynı ahır adına koşan acılarımız var bizim!
amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle
ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran!

dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan !

0 yorum.

Peugeot’nun yarışmasında iki Türk tasarımcı ilk 10’a kaldı

Tarih 19 Eylül 2008, 12:38. Yazan ays1938.  
Etiket: ne de pedal bulunuyor. elektrikle çalışan, yarışmada ilk 10’a kalan emre yazıcı’nın ’ego’ adlı tasarımında ne direksiyon

Emre ÖZPEYNİRCİ
 
Peugeot’nun yarışmasında iki Türk tasarımcı ilk 10’a kaldı
Peugeot'nun bu yıl beşincisi düzenlenen Tasarım Yarışması’nda Türk tasarımcılar Emre Yazıcı ve Onur Güvenç ilk 10 arasına girerek finale kalmayı başardı.

Gelecekte dünyanın büyük şehirlerinde kullanılabilecek, çevreye saygılı araçlar tasarlanması amacıyla Nisan 2008’de Pekin Fuarı’nda başlatılan 5’inci Peugeot Tasarım Yarışması’nda finale kalan 10 proje, internetten yapılan oylamalar sonucu belirlendi. Türkiye’den ’Ego’ isimli projesiyle Emre Yazıcı, Almanya’dan da ’Rugir’ adlı projesiyle Onur Güvenç finalistler arasında yer almaya başardı. İlk 10 finalist arasında Çin ve Fransa’dan 2’şer, Romanya, Japonya, Kolombiya ve Japonya’dan birer proje bulunuyor.2 bin 500 proje ve 95’in üzerinde farklı ülkeden uluslararası katılımla gerçekleştirilen yarışmada, bir süre önce ilk 30’a kalan finalistler belirlenmişti.

Direksiyon ve pedal yok

Yarışmada ilk 10’a kalan Emre Yazıcı’nın ’Ego’ adlı tasarımında ne direksiyon, ne de pedal bulunuyor. Elektrikle çalışan bu çevreci ve tek kişilik olan araç, iki tekerlek üzerinde hareket ediyor. Normal bir araca göre son derece hafif olan Ego’da direksiyon ve pedal yerine joystick kullanılmış. Esnek ön camı, kapı olarak da kullanılabilen Ego, kıvrak manevra kabiliyetiyle kalabalık şehirler için ideal bir çözüm olarak sunuluyor. Bakımı da kolay ve ucuz olması planlanan Ego’nun göstergeleriyse cama yansıtılmış.

Aslandan esinlendi

Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü mezunu olan Onur Güvenç’in ’Rugir’ adlı tasarımı ise iki kişilik bir araç olmasıyla dikkat çekiyor. Tasarımını ’21’inci yüzyılın kent aracı’ olarak tanımlıyan Güvenç, Oldukça kapsamlı bir teknik yapıya sahip olan ve elektrikle çalışan Rugir’in motor sesinin bir aslanın kükremesini andıracağını belirtiyor. Tasarımında da Peugeot’nun simgesi olan aslandan ilham alan Güvenç, manevralar için arkada farklı bir sistem kullanmış.

Paris’te açıklanacak

Kazanan finalist ise gelecek ayın başında düzenlenecek Uluslararası Paris Otomobil Fuarı’nın açılışında, bizzat Peugeot CEO’su Jean-Philippe Colin tarafından açıklanacak ve 10 bin Euro’luk ödülü kendisine verilecek. Kazanan projenin bire bir ölçülerdeki maketi, 2009 ilkbaharındaki Şangay Fuarı’na kadar hazır olacak. Bununla birlikte ikinci ve üçüncü olan tasarımlar da yine Paris’te açıklanacak.

0 yorum.

Krizin Türkiye’ye etkileri sınırlı

Tarih 19 Eylül 2008, 12:35. Yazan ays1938.  
Etiket: devlet bakanı mehmet şimşek, son günlerde dünya ekonomisindeki olumsuzlukların

Hasan KIRMIZITAŞ-Mehmet BULUT/GAZİANTEP
 
Krizin Türkiye’ye etkileri sınırlı
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, son günlerde dünya ekonomisindeki olumsuzlukların 1930’dan bu yana yaşanan en büyük ekonomik kriz olduğunu söylerken, "Şu ana kadar öngördüğümüz şekilde dünyada yaşanan büyük krizin Türkiye’ye yansımaları sınırlı kaldı" dedi.

Gaziantep Üniversitesi’nin yeni ders yılının açılış törenine katılmak ve ilk dersi vermek üzere seçim bölgesi Gaziantep’e gelen Şimşek, uluslarası gelişmelere ilişkin şunları söyledi: "Gelişmeler ışığında krizin daha da derinleşeceğinin sinyallerinin alınıyor. Yaşanan krizin farkındayız. Krizin Türkiye’ye yansımasının sınırlı kalması bizim için önemli. Etkinin en aza indirilmesindeki en büyük etken bütçe disiplinin korunuyor olmasıdır. Tabii ki, krizin çözümü için bir takım adımlar atılıyor. Reaktif politika yaklaşımı var ama son birkaç gündür daha radikal kararlar alınıyor. Belki de krizin derinleşmesini önleyecek adımlar atılacak diye düşünüyorum. Biz sağlıklı para ve mali politikayı devam ettireceğiz ve böylelikle krizin bize yansımaları sınırlı kalmaya devam edecek.",,kaynak,hürriyet

0 yorum.

Yerin kulağı vardır’ sözü jurnal devrinin klişesiydi

Tarih 18 Eylül 2008, 12:26. Yazan ays1938.  
Etiket: boğaziçi üniversitesi tarih bölümü öğretim üyesi yavuz selim karakışla, toplumsal tarih dergisi’nin aralık 2003 sayısındaki "jurnalciliğin boyutları" başlıklı yazısında

AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen’in, iki Hürriyet yazarının bir balıkçıda yemek yerken yaptıkları özel sohbetten bahsetmesi, jurnal devrinde yaşananları akıllara getirdi.

Sözen’in, Hürriyet yazarlarının konuşmasını nasıl öğrendiğine dair "Etraftaki masalar duydu" savunması, bugünlerde telekulak endişesi yaşayanların bundan sonra "Yan masada hafiye oturuyor mu?" diye düşünmesine de yol açacak gibi görünüyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, önceki gün partisinin internet sitesinden yaptığı açıklamada, yer ve tarih vererek, "İki Hürriyet yazarı"nın bir balıkçıda yaptıkları sohbeti konu etti. Edibe Sözen, Ertuğrul Özkök’e, Aydın Doğan’ın konuşmalarıyla ilgili "İki yazar, etraftaki masaların da duyabileceği şekilde ’Bizim patronun açıklamalarını pek inandırıcı bulmadım’ diye konuşmuş olabilirler mi?" diye sordu. Edibe Sözen’in bu sözleri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir hafta önce, Doğan Grubu’na yönelik söylediği "Yerin kulağı var, söylediklerinizi duyuyoruz. Yeri geldiğinde her şey açıklanacak" uyarısını ve insanların birbirini padişaha ihbar etmeyi meslek haline getirdiği II. Abdülhamid devrini hatırlattı.

Yalman yazmıştı

Türk basınının duayenlerinden Ahmet Emin Yalman (1888-1972), "Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim" isimli eserinde, Abdülhamid devrinde ihbarcılığın ulaştığı boyutu şöyle anlatmıştı: "(...) İstanbul’da politika alanında tam bir ölüm sessizliği hüküm sürüyor, bütün gündelik gazeteler padişaha dualar ve övgülerle dolu olarak çıkıyor ve ’Yerin kulağı vardır’ diye düşünen halk ise kendi gölgesinden korkuyordu." (Cilt 1, İstanbul: Rey Yayınları, 1970, Sayfa: 47)

Yalman, bu satırlarda günümüzden 100 küsur yıl önceki İstanbul’daki korku ve endişeyi anlatıyordu. Kaderin bir cilvesi olsa gerek, 100 küsur yıl sonra bir Başbakan, basını açıkça ’Yerin kulağı vardır’ diye uyarıyor.

İspiyonculuk ya da muhbirlikle eş anlamlı olan jurnalcilik, İkinci Abdülhamid döneminde bir meslek halini almıştı. Evhamlı padişah, çok geniş bir hafiye ağı oluşturmuştu. Kim nerede ne yapıyor bununla ilgili her şey izleniyor ve gece gündüz, fark etmeksizin kendisine yazılı olarak iletiliyordu. Padişaha gelen jurnallerin günlük sayısı bine ulaşmıştı. Abdülhamid inanılmaz sabırla bunları okur, soruşturma için verdiği öneme göre havale eder ve aradan aylar geçse de soruşturmanın sonucunu almak isterdi.

Geneleve giden doktor

Yerin kulağı vardır’ sözü jurnal devrinin klişesiydi


Jurnallerde muhbircinin adı ve tarihi mutlaka olurdu. Bunlara para hatta mevki bile verilirdi. Bu nedenle, sadrazamdan, basit memurlara kadar binlerce kişi, padişaha jurnal vermek için birbiriyle yarışır olmuştu. Her türlü olay, jurnal konusu olabiliyordu. Örneğin Müslümanlar arasında şapka giyenler olduğundan, padişahın özel doktoru Mavroyeni Paşa’nın geneleve gittiğine, içki içen bir mektupçunun sarhoş olmasından, Nuruosmaniye Camisi avlusundaki bir hırsızlığa kadar pek çok olay padişaha bildiriliyordu. Padişahın yakın çevresi de birbirleri hakkında jurnaller veriyordu. Bir defasında Padişah, Sadrazam Tunuslu Hayreddin Paşa’yı saraya çağırmış ve kendisi hakkında verilen bir jurnali yüzüne okumuştu. İddiaların asılsız olduğunu söyleyen Paşa, Abdülhamid’e "Efendim, bu metanın alıcısı bulundukça, satıcısı çok olur" diyerek sitem etmişti.

Kolektif paranoya yarattı

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yavuz Selim Karakışla, Toplumsal Tarih Dergisi’nin aralık 2003 sayısındaki "Jurnalciliğin boyutları" başlıklı yazısında, jurnalciliğin toplum üzerinde yarattığı etkiyi şöyle aktarmıştı: "Jurnalciliğin ulaştığı boyutlar, Padişahın kendi vehimlerini Osmanlı İmparatorluğu’nun her yöresine yayarak imparatorluk nüfusunu bir tür ’kolektif paranoya’ içerisine sürüklediğini göstermektedir. Diğer bir deyişle II. Abdülhamid, kendi kişisel korkularını sistemli bir şekilde Osmanlı toplumuna empoze etmeyi başarmıştır."

Birkaç jurnal örneği

18 Ekim 1903 Bugünkü mecliste muhtelif müzakerelerden sonra Sadrázam Paşa, kullarıyla Maliye Názırı kulları teneffüs odasına çıkarak, Reji Müdürü Mösyö Ramberd ile yarım saat müzakerede bulunmuştur.

(Yáveranı Şehriyarilerinden Tophane-i Ámire-i Mülükáneleri Müşiri Zeki.)

24 Mayıs 1901 Bugün dokuzu yirmi geçe Mábeyinci Nuri Paşa, Zincirlikuyu cihetinden gelerek Pangaltı, Taksim tarafına gitmiştir. Ferman.

(Pangaltı Merkez Serkomiseri)

3 Mayıs 1905 Saat sekizde Fehim Paşa hazretlerinin küçük bir vapurla Çilingoz Çiftliği mevkiine geldiğini bildiririm. Ferman.

(Terkos Müfrezeleri Kumandanı

Süvari Binbaşısı Mehmet Ziya.)

29 Kasım 1905 Beyoğlu Mutasarrıfı Hamdi Bey, mektupçunun yanına gelerek, böyle idare yerin dibine batsın dediği ve söylendiğini istihbar ettiği beray-i sadakat.,kaynak,hürriyet

(Yaverandan Kaymakam-Tütün İnhisarı Müdürü Behçet Bey)

0 yorum.

Avukat Levent Temiz'e Ergenekon gözaltısı

Tarih 18 Eylül 2008, 12:24. Yazan ays1938.  
Etiket: ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı., stanbul'da ülkü ocakları eski başkanı avukat levent temiz

DHA
 
 
İstanbul'da Ülkü Ocakları eski Başkanı Avukat Levent Temiz, Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı.

 

Polis ekipleri, sabah saatlerinde Temiz'in Florya Basınköy'deki evine gelerek arama yaptılar. Arama yaklaşık 4 saat sürdü. Arama sonunda avukat Temiz, polisler eşliğinde Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

 

Temiz, herhangi bir açıklama yapmazken arama sırasında gözlemci olarak evde bulunan avukat Ömer Kavili, "İstanbul Barosu'na kayıtlı olan meslektaşımız Ergenekon terör örgütüne üye olmak iddiasıyla gözaltına alınmıştır. Mesleği itibariyle evinde yapılacak aramalarda biz de hazır bulunduk. Buraya gelen görevliler evdeki aramaları tamamladılar. El konulan malzemelerle birlikte ayrıldılar" dedi.

 

Bu arada çekim yapan basın mensuplarını kimliği öğrenilemeyen bir kişi engellemeye çalıştı.,,kaynak,hürriyet

0 yorum.

'Bu dökümanı hazırlayanlar namussuzdur'

Tarih 19 Ağustos 2008, 13:45. Yazan ays1938.  
Etiket: meral aksener abdullah catli ergenekon

Abdullah Çatlı'yla aşk yaşadığı iddia edilen Meral Akşener'den sert yanıt

Susurluk’ta ölen Abdullah Çatlı’nın eskiden bakanlık da yapmış bir bayan siyasetçiyle uzun süre aşk yaşadığı iddia ediliyordu. Siyasi kulisler, Çatlı’nın aşk yaşadığı eski bakanın Meral Akşener olabileceği konuşuluyordu. İddiaların merkezindeki isim MHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Meral Akşener Ergenekon’un ek klasörlerinde kendisi hakkında yazılan bu iddialarla ilgili çok sert açıklamalarda bulundu.

Meral Akşener, kendisine büyük bir iftira atıldığını, söyledi. Akşener şunları söyledi: "Bu iftirayı, bu dokümanı hazırlayan her kimse, kimlerse bu kişiler alçaktır, şerefsizdir, korkaktır, namussuzdur!

Ben 53 yaşında evli ve bir erkek çocuk sahibi anneyim. Bana böyle ahlaksızca bir iftirayı atanlar, bu iftirayı evraklara koyanlar ve kamuoyuna sunanlar aynı sıfatlara haizdir. Hepsiyle ilgili hukuki olarak ne yapılabiliyorsa yapacağım. Hayatımda ne iftiralarla karşı karşıya kaldım ama buna çok şaşırdım. Ne diyeyim baht utansın." (odatv.com),,kaynak,vatan

0 yorum.

Erdoğan Tiflis'te

Tarih 19 Ağustos 2008, 13:41. Yazan ays1938.  
Etiket: dünya, gürcistan, savaş, siyaset

AA




Muhterem Erkul bildiriyor - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Tiflis'te Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ile baş başa görüşüyor.

Devlet konuk evindeki görüşmeye, Erdoğan'a eşlik eden Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın da katıldığı bildirildi.

Erdoğan ve Saakaşvili, görüşmeden sonra ortak basın açıklaması yapacak.

İki liderin görüşmesinde Güney Osetya'daki çatışmaların ele alınacağı kaydedilmişti.,kaynak,vatan

0 yorum.